Yeni Üye 
| Şifremi Unuttum   Kullanıcı adı Şifre
Künye   Rss - Xml Siteme Ekle Yleti?im
 
 
Önder TÜRKMENOĞLU Davasını Satanlar Ve Satılık Davalar
Davasını Satanlar Ve Satılık Davalar
Rahmet okunduğunu mu sanıyorsunuz kar yada yağmur yağınca?
Artık karlar siyah, yağmurlar ise çamurlu yağıyor
Şimşekler merhamet olgusunu yitirmiş, her biri bir azabın habercisi şimdi
31/01/2012 - 15:12
Önder TÜRKMENOĞLU
1 Yorum
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
Davasını Satanlar Ve Satılık Davalar
İki Farklı Kayseri
Baharın Müjdesi İle...

 

Davasını Satanlar ve Satılık Davalar…

Yazımızın başlığına bakıp da “davayı” bir mahkemede hakların bir hüküm ile korunmasını sağlamak amacıyla yargı organlarına bakmak gibi algılamayın hemen…

Bizim dava dediğimiz sanık, birkaç tanık, iki avukat, bir savcı ve bir hakimden ibaret değildir.

Bizim dava dediğimiz hayatını inancının süzgecine yerleştirmiş, her yaptığı işte Kuran, sünnet icma ve kıyasa uyan, takva sahiplerinin yolu olsa gerek.

Bizim dava dediğimiz “ey insanlar size şu dağın ardında bir ordu var ve buraya doğru geliyor desem bana inanır mısınız” diyen Resulullah (S.A.V) kararlılığında ve “evet inanırız” diyecek kadar insanları dürüstlüğümüzle kendimize inandırdığımız, mümin olmanın iman etmeden ve iman etmenin de kendisine inanılan, emin olunan sıfatını taşıyan Müslümanlar tedirginliğinde olanların koştukları yoldur.

Bizim dava dediğimiz ilahi düstur, boyun eğmek, rahmete ve cennete teslim olmak demek değil midir?

Bizim dava dediğimiz bir Ebu Bekr (R.A) gibi güzel hasletlere sahip olmak, malını, mülkünü o din üzere harcayacak kadar fedakar olup da cennetle müjdelenmek,  Hz. Ömer (R.A) kadar adalete inanmak,  Hz. Osman (R.A) kadar merhametli,  Hz. Ali (R.A) gibi ilim ve ibadet ehli olmak değil midir?

Şüphesiz  ne Peygamberimiz (S.AV) gibi yaşayabiliriz ne de halifeler gibi özelliklere sahip olabiliriz. Ama bize addedilen görev onların gittikleri yoldan gitmek ve onların olaylar karşısındaki davranışlarını hayatımıza tatbik etmek demek değil midir?

Öyleyse Kur’an-ı Azimüşşan ‘ın ifadesi ile “Fe eyne tezhebun?”… Yani  “Nereye bu gidiş”…

Şimdi ne değişti de aynı değerlere inandığımız insanlarla bir arada değiliz. Aynı kıbleye, aynı dine inanıyor ve teslim oluyorsak, bizi ve sizi ne değiştirdi de sana göre fıkıh başka hüküm veriyor bana göre başka…

Şimdi ne değişti de sen başka bir hayat mücadelesinde, ben başka bir hayat mücadelesindeyim. Seninle beni ayıran hangi hadis, hangi ayet, hangi sünnet, hangi icma ve hangi kıyas…

Şimdi ne değişti de ben haksızlığa başkaldırırken sen başka bir hak(!) mücadelesindesin… 

Aynı duvarları boyardık 1990 larda. Aynı direklere bayrak asardık… Aynı mücadele içinde aynı sloganlar atardık. Aynı adamları suçlardık münafıklıkla, aynı yanlışları tespit ederek…

Aynı fakirleri düşünürdük, aynı mazlumluğumuzun içinde… Aynı başörtüsü için mücadele vermedik mi senelerce, aynı imam-hatipler değil miydi yoksa…

Aynı idealler içinde aynı kişilere gönülden inanarak aynı seda ile haykırmadık mı? Dünya üzerinde ne kadar coğrafya varsa o coğrafyalarda ezilenlere aynı şekilde kederlenmedik mi?

Aynı devletleri düşman bilip kahrolsun diye meydanlarda haykırırken, aynı devletleri dost bilip ellerini tutmak istemedik mi? Aynı ufka birlikte bakmadık mı?

Peki ne değişti de “global dünya” gibi kavramlar Sumatra da ki Müslüman kardeşimizi düşünmemize engel oldu? Neden bir numaralı müttefikimiz Amerika oldu? Oysa Amerika “büyük şeytanın ta kendisi” değil miydi?

 Ne değişti de zinayı suç olmaktan çıkaranlara ortak tepki koyamaz olduk? Domuzları et statüsüne sokup da satışına izin verenlere tepki koyamadık. Ne değişti de her gün tv lerde ailelerimizin, çocuklarımızın gözünün içine baka baka öpüşme, sevişme sahnelerinin yayınlanmasına müsaade edenlere tepki koyamaz olduk. Ne değişti de her gün her dizi de içki masaları ve içki kadehlerinin yayınlanmasına müsaade edenlere tepki veremez olduk. 

Ne değişti de sokaklarda kızlarımız açık saçık dolaşırken örtü bizim için teferruat oldu?

Ne değişti de asgari ücretlilere komik zamlar yapanları sorgulayamaz olduk?

Ne değişti biliyor musunuz? Değişen sadece kilolarımız. Evet kilolarımız ve göbeklerimiz. Göbeklendik ve etlendik… Yeni evlerimiz ve yeni yeni arabalarımız olduktan sonra değişmeye başladık. Göbeğimizi kaşıdıkça, mahalle aralarında açlık ve sıkıntı çekenleri unutmaya başladık. Ceplerimiz doldukça değişimi hissetmeye başladık. Başkasının ne yaşadığı önemli değildi bizim için. Çekilen sıkıntılar, davamız, idealler, üniversiteye giremeyen imam-hatipliler, açılmak zorunda bırakılan başörtülüler, zinalar, soframıza giren domuz etleri, artan fuhuşlar, devlet eliyle yönetilen kumarlar, şans oyunları, dizilerde içki sahneleri, boşanma oranındaki artışlar, yıkılan aile yuvaları, sloganlar, mücahitler, mücahitler…

Daha önce de yazdım bu tabiri ya; öyle Fildişi kuleden oturup göbeğimizi kaşımakla bu işler çözülmüyor. Etlerin zeytinyağında terbiyelenmesi bu işleri çözmüyor. Kavak boylarında nargile içmek bu işleri çözmüyor. Suna yaylasında piknikler çözmedi maalesef yine çözmeyecek… Emr-i Bi’l Ma’ruf Nehy-i Aniyl Münker Fadıma Ananın Oluğu yaylasında yapılamıyor maalesef…

Asıl tehlike ise bütün bunları görememek… Zaafiyet ve sendrom yaşıyorsunuz… Bulunduğunuz ortamı “Hak” gibi görmeye başlıyorsunuz… Yaşadığınız her olayda yanlış da olsa bu defa ona kılıf bulmaya çalışıyorsunuz. “Müslüman zengin olmalı, Müslüman iyi arabalara binmeli, Müslüman güçlü olmalı vs. vs…”

Müslümanın, %99 ‘u Müslüman olan bir ülkede Müslüman gibi yaşama hakkı en sona mı geliyor?

Eğri otursak bile doğru konuşalım lütfen… Kaldı ki doğruyu bile konuşamadığımız bu ahir zamanda çoluğumuzu çocuğumuzu düşünmeden, sorgulama ve soru sorma mantığından uzak, gelen iktidara kayıtsız şartsız destek veren ulema-ı fukaha da olsa o vebale ortak değil mi?

Oy verdikleriniz bu ülkede zinayı suç kapsamından çıkarırken(zina yapanı değil zinaya mekan sağlayanı suçlu görüyor), domuz etinin açıktan satılmasına resmi gazete de kararname çıkarırken, tv’ler de ve dizilerde her gün o ekranlardan kirlilik akıtırken, devlet eliyle kumar oynattırılırken(Spor toto, loto, sayısal, iddia, ganyan gibi), içki satışlarına sigaraya gösterilen hassasiyet gösterilmezken, boşanma sayıları gün geçtikçe artarken, aile yuvaları yıkılırken şimdi kalkıp da neyi mübah gösteriyorsunuz?

Ben herkesin konuşması gerekip de konuşmaktan kaçtığı gerçekleri yazdım. Asıl yazılması gerekenleri buraya getiremedim bile. Kimlerin hangi çıkarlar uğruna nelerden vazgeçtiklerini yazamadım… Kimlerin hangi hedefleri amaçladıklarını ve bu hedefler uğruna nereleri kullandıklarını yazamadım.  Bütün bunları da ileride yazacağım elbet. Belki de bir kitap yazacağım… Bir gerçek var ki ben yazsam da yazmasam da bir girdabın içine doğru sürükleniyoruz.

Allah bana ve sevdiklerime, tüm hemşerilerime, tüm insanlığa bu girdabı görme basireti ve doğruyu söyleme azmi ile görecek göz, İslamın yolunu sevdirecek kalb versin İnşaAllah  

Selam ve Dua İle…

Rahmet okunduğunu mu sanıyorsunuz kar yada yağmur yağınca?

Artık karlar siyah, yağmurlar ise çamurlu yağıyorAçıklama: http://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif 
Şimşekler merhamet olgusunu yitirmiş, her biri bir azabın habercisi şimdi 

Dağlar bir emri bekler gibi tetikte, düşmek için bir bir zulmedenlerin üzerineAçıklama: http://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif

Zulmedenler sadece kafirler yada münafıklar değillerAçıklama: http://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif Sakın kandırmayın kendinizi siz de, Müslümanın zulmüne sesini çıkarmayan da bu zulme ortaksa eğer, dağlar o Müslümanın da üzerine çökerAçıklama: http://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif 

Artık bir bedir mi bekliyorsunuz uyurken gaflet içinde!

Peki emin misiniz? Hangi tarafta olduğunuza,

hangi safta olduğunuza gerçekten emin misiniz!

O halde neden umud ediyorsunuz bir Bedri, neden bir Hendek zaferi kurnazlığında düşünceleriniz?

Ey Mûminler ; Aişe annemiz misali ayet gelecek kadar üstünüze,  temiz mi kalbiniz!

Yoksa kalbinizin temizliği zihninizin ve nefsinizin size koyduğu sınır kadar mı? 
Bu kadar soru varken hala neden uykudasınız peki? 
Dünyada bu rahatlıkta bu soruların cevabını veremeyecekseniz, ahirette o dehşet içinde nasıl kımıldayacak dudaklarınız? 

 

 

 

 

31/01/2012 - 15:12
Önder TÜRKMENOĞLU
1 Yorum
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
09-02-2012 - 10:04:50
bu yazının aytına yorum yapmak terbiyesizlik olur. Bu yazının altına ancak ve ancak imza atılır.fitne kalkıp din yalnız allahın oluncaya kadar allah yolunda cihada devam.Selam mücahidlere...
mehmet
 
 
 
HABER HATTI
YAZARLAR
Davasını Satanlar Ve Satılık Davalar
31/01/2012 - 15:12
Önder TÜRKMENOĞLU
Adem SAĞLAM
ANKET
Sizce Yahyalı Yeterince Tanıtılıyor mu?
Evet Tanıtılıyor
Hayır Tanıtılmıyor
Tanıtılıyor ama yeterli değil
Bilgim Yok
İlgilenmiyorum
BAĞLANTILAR
 
Untitled Document
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
 
 
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Yahyalı'nın Haber Portalı Yahyali.net Kodlama : Tahamedya.com